Haberder Güncel Haber Kaynağınız
Advertisement
  • Gündem
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Spor
No Result
View All Result
  • Gündem
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Spor
No Result
View All Result
Haberder Güncel Haber Kaynağınız
No Result
View All Result

Didem İnselel: ‘Çünkü yengeç burcuyum…’

Didem İnselel: ‘Çünkü yengeç burcuyum...’

“Dönence”de, özel durumu olan kızı Gülce için tüm yaşamını feda eden Verda’ya yaşam veren Didem İnselel, “Ne kadar reddetsem de içimde bir anne var” diyor ve nedenin açıklıyor.

Ekranların en kendine özgü isimlerinden olan Didem İnselel Kanal
D’de yayımlanan Dönence ile yeniden izleyicilerle buluştu.
Dizide fedakâr bir anneye rol veren başarılı oyuncuyla, anneliği,
şifa yolculuğunu ve kendi başına ayakta tuttuğu takı markasını
konuştuk.

– Herhangi bir yapımda isminiz yazıldığında o
yapımın farklı olacağı hissediliyor. “Dönence” de yazın en
ilgi çeken yapımlarından oldu. Proje seçerken kriterleriniz
neler?

Çok teşekkür ederim, ne güzel böyle
düşündürebilmek. Bizim ülkemizde bir oyuncu olarak kariyer
planlaması yapmak pek mümkün değil ne yazık ki. Sevilen bir iş
yaptığınızda hep benzer roller teklif ediliyor. Proje seçerken
mümkün olduğu kadar bir öncekinden farklı bir karakter
oynayabilmek önceliğim. Sonrasında da senaryo ve yönetmen
geliyor. İyi bir hikâye yoksa en iyi oyuncu bile olsa ne yapabilir
ki? Bazen her şey çok içinize sinse bile seyirci çok sevmiyor
veya tam tersi. Çok uzun devam eden bir işim en tatsız çalıştığım
işim olmuştu. Şans işi biraz da. (Gülüyor)

– Verda,
çocuğu Gülce’nin yaşamsal gereksinimleri için kendini feda eden
bir anne. Daha önce bir röportajınızda “Hiç anaç birisi
değilim” demiştiniz. Bu rol size yeni bir bakış açısı
getirdi mi?

“Anaç değilim”den kastım, “Anne olmak
istemiyorum”du aslında. Çünkü tam tersi. (Gülüyor) En büyüğü
ben olmak üzere 3 kız kardeşiz. Ablalık da en sevdiğim sıfatım.
Ama onlarla o kadar yaşadım ve yaşıyorum ki bu duyguyu, çocuk
istemedim hiç. Verda’nın anneliğine gelince kendi hayatımda o
kadar çok bu duyguyla beslendiğim alan var ki, “Zorlandım”
diyemem. Sevdiğini sahiplenen bir yapım var zaten. Ne kadar
reddetsem de içimde bir anne var yengeç burcu olarak. Bu duyguyu
istediğim an içimden çekip çıkarıp kullanıyorum, işim
bittiğinde de yerine yolluyorum. (Gülüyor)

– Ülkü Hilal Çiftçi’yle (Gülce) sahneleriniz
sosyal medyada çok sık paylaşılıyor. Özel durumu olan bir
çocuğun annesine rol vermek zorlayıcı oldu mu?

Bu konuda biraz tecrübeliyim. Mark Hadden’ın
yazdığı Nedim Saban’ın uyarlayıp yönettiği “Süper İyi
Günler” adında bir oyunda Asperger sendromlu bir çocuğun
öğretmenini oynadım 2 sezon. Oyuna hazırlanırken uzmanlardan
destek aldık. Ama duygusal olarak etkileniyorum çekimlerde. Mümkün
olduğu kadar tebessüm de ettirecek şekilde oynamaya çalışıyoruz
sette ama her zaman kolay olmuyor.

– Uzun süredir bir kişisel şifa
yolculuğundasınız sanırım. İyileşme kavramını nasıl
değerlendiriyorsunuz?

Bilerek seçtiğim bir yol değil. Yaşım,
yaşadıklarım bi yere gelince hayatı temize çekme ihtiyacı
yarattı bende. Tek bir yaşam hakkım olduğunu idrak edip içime
sindirdiğimde beni kıran, üzen, yoran, esir eden ne, kim varsa
hayatımdan çıkarmaya ve iyi geldiğini bilip ihmal ettiğim
şeyleri hayatıma katmaya başladım. İnsan en büyük zararı
kendine veriyormuş. Biz müsade etmezsek kimse bizi üzemiyormuş.
Bunu fark edince tıkır tıkır yoluna giriyor herşey.


–
Affetmenin söylenildiği kadar kolay olmadığını düşünüyorsunuz
sanırım. Sizi kıran birini “gerçekten” affetmek mümkün
mü?

İşte affetmek de bu kişisel yolculuğun sonunda
anlamını buluyor. Öfkeli ya da kırgın olduğum az insan kaldı.
Onlar orada dursun acelesi yok, sonra bakarım bir ara. (Gülüyor)
Şaka bir yana affetmemenin anlamı tüm yapılanlarda haklılık
payı bulmaya çalışmak değil, öfke duygusunu içinden atıp o
bağı tamamen koparmak aslında. Önemsemediğiniz biriyle hangi
duygu ile olursa olsun iletişimde olmanın anlamı yok ki. Çünkü
öfke de büyük bir iletişim şekli. Hatta belki de en güçlüsü.

HOBİDEN BEŞ MAĞAZAYA

– “K A R M A by Didem İnselel” de bu
şifa yolculuğunun bir parçası olarak ortaya çıktı sanırım?

Bana iyi gelecek bir şey bulmaya çalışıyordum.
Önceleri tamamen hobi gibi Budist tespihleri yapmaya başladım.
Sonra “Bunu işe çevirsene” diyenlerin de teşvikiyle şirket
kurdum. O tespihler değişti, gelişti bugünkü halini aldı.
Tamamen iyi kalitede doğal taşlarla koleksiyonlar hazırlamaya
başladım. Taşlarla, renklerle oynamak bana çok iyi geldi. Başta
kendim yapıyordum. Yorgun argın setten gelip oturuyordum masaya.
Kaç saat geçtiğini fark etmeden modeller çıkarıyodum. Öyle bir
alan ki her gün yeni bir şey öğreniyorum. Kendi tasarımlarımı
yaptırmaya başladım. Kalıpçı, tesviyeci, kaplamacı, taşçı…
Kapı kapı geziyorum. Hayatım boyunca Beyazıt, Eminönü,
Kapalıçarşı çok sevdiğim yerler oldu. Ne büyük şans ki bu
işimin en büyük parçası haftada iki günümü oralarda geçirmek.
Şimdi beş mağazada “K A R M A” ürünleri satılıyor. Kendi
tasarımım bir kolyeyi sokakta, çok da şık bir hanımın boynunda
ilk gördüğümde yanına gidip “Bir fotoğraf çekebilir miyiz”
dedim, öyle bir mutluluk yani. İnsanın hayattaki en büyük şansı
mutlu olduğu işi yapması. Ben iki işi yapıyorum. Daha ne olsun?
(Gülüyor)

“ÇOK AZ İNSAN SEVİYORUM, HAYVANLARIN HEPSİNİ…”

–
Hayvanlara ve doğaya duyarlı birisi olduğunuzu biliyorum. Bu
duyarlılığın kökenleri neye dayanıyor? Evde patili dostlarınız
var mı?

Hayvanlara, doğaya duyarlı olmak, koruyup
kollamaya çalışmak aslında zaten hepimizin sahip olması gereken
bir özellik. Bu dünyadan geçiyoruz biz, sadece misafiriz. Bunu
anlasak dünya çok daha iyi bir yer olabilir belki. Benim fazlasıyla
duyarlı olmamın kökeninde de insan sevmemem yatıyor herhalde.
Sevmiyorum öyle herkesi. Çok sevdiğim, hayatıma seçtiklerim var
elbette. Onlar yetiyor bana.

Hayvanların ise hepsini seviyorum.
Sadece evindeki hayvanı sevenleri de hayvansever saymıyorum.
Kendimi bildim bileli evde kedimiz köpeğimiz eksik olmadı.
Rekorumuz dört köpek bir kedi. Onlar olmadan kendimi eksik
hissediyorum. O sevgiyi yaşayamayanlar için de gerçekten
üzülüyorum. Hayvan sevgisi, onlarla beraber yaşadıkça
katlanarak artıyor. Aynı şekilde endişesi de. Her şeye değen
müthiş bir bağ.

Son Haberler

Dünya Devlerine Türkiye Daveti: Şimşek’ten Çağrı

Dünya Devlerine Türkiye Daveti: Şimşek’ten Çağrı

Eşinden Gelen Mesajla Ne Yapacağını Şaşırdı

Eşinden Gelen Mesajla Ne Yapacağını Şaşırdı

Yenilik olmadan moda varlığını sürdürebilir mi?

Yenilik olmadan moda varlığını sürdürebilir mi?

Buddy Network Sosyal Hayatı Canlandırıyor

Buddy Network Sosyal Hayatı Canlandırıyor

Legend Fashion Week İstanbul’da izdihamla kapandı

Legend Fashion Week İstanbul’da izdihamla kapandı

Hızlı Moda mı, Akıllı Moda mı: Tercih Zamanı

Hızlı Moda mı, Akıllı Moda mı: Tercih Zamanı

M7 Metro Hattında Çalışma Yoğunluk Getirdi

M7 Metro Hattında Çalışma Yoğunluk Getirdi

Füniküler hattı neden kapalı Taksim-Kabataş

Füniküler hattı neden kapalı Taksim-Kabataş

Legend Fashion Week İstanbul’da Podyum Büyüsü

Legend Fashion Week İstanbul’da Podyum Büyüsü

  • Gündem
  • Siyaset
  • Magazin
  • Ekonomi
  • Spor
Güncel Haber Kaynağınız

© 2023 Haberder - Magazin, Son Dakika, Türkiye Gündemi, Haberler.

No Result
View All Result
  • Gündem
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Spor

© 2023 Haberder - Magazin, Son Dakika, Türkiye Gündemi, Haberler.